Türkiye kıyılarında balina, fok ve denizanalarının artan gözlemleri, uzmanlar tarafından iklim değişikliği ve Süveyş Kanalı’ndaki müdahalelerle açıklanıyor.
Türkiye’nin denizlerinde son dönemde balina ve Akdeniz foku gibi büyük deniz memelilerinin yanı sıra pusula denizanalarının da gözlemlenmesi, deniz ekosistemindeki değişimlere dikkat çekiyor. Hatay açıklarında balina, Fethiye-Göcek kıyılarında ispermeçet balinası ve farklı bölgelerde Akdeniz foklarının görülmesi, bu canlıların hareketliliğini yeniden gündeme taşıdı. Marmara ve Kuzey Ege’ye kadar ulaşan pusula denizanaları ise ekosistemdeki değişimlere dair soruları artırıyor.
Bu deniz canlısı hareketliliğinin ardında yatan nedenler ve gelecekte karşılaşılması muhtemel türler hakkında Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, önemli açıklamalarda bulundu.
Prof. Dr. Gökoğlu, kıyılarda balina ve fok gibi canlıların sık görülmesinin hem tesadüf hem de iklim değişikliğiyle ilgili olduğunu belirtti. Akdeniz fokunun Akdeniz’e özgü bir tür olduğunu ve balinaların da bölgede bulunduğunu hatırlatan Gökoğlu, bu durumun ardında küresel ısınma ve yeni türlerin denizlere girişi gibi etkenlerin bulunduğunu ifade etti.
Deniz suyu sıcaklığındaki artışın, canlıların göç yollarını ve yaşam alanlarını değiştirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Gökoğlu, özellikle dar yaşam alanına sahip türlerin bu durumdan etkilendiğini söyledi. Bu yıl deniz suyu geç ısınmaya başladığı için bazı canlıların üreme dönemlerinde 10-15 günlük sapmalar yaşanabileceğini belirtti.
Kızıldeniz kökenli yeni balık türlerinin Akdeniz’e girişine de değinen Gökoğlu, Antalya Konyaaltı’nda Japon sardalyası (Japon hamsisi) gibi türlerin aşırı çoğaldığını ve eskiden bulunan sardalya türlerinin yerini aldığını gözlemlediğini aktardı. Benzer şekilde ispari balığının yerini göçmen olan çizgili gırt-gırt (Gargur) gibi türlerin aldığını söyledi.
Prof. Dr. Gökoğlu, Kızıldeniz’den Akdeniz’e yeni türlerin geliş nedenlerinin sadece iklim değişikliği olmadığını, Nil Nehri’ndeki Aswan Barajı gibi insan kaynaklı müdahalelerin de etkili olduğunu açıkladı. Nil’in eskisi kadar Akdeniz’e su akıtmadığını ve Süveyş Kanalı’nın tuz gölleri üzerinden açılmasının, yabancı türlerin geçişi için bir bariyer oluşturan tuzluluk farkını azalttığını belirtti.
Süveyş Kanalı’nın genişletilmesi ve derinleştirilmesi gibi müdahalelerle birlikte Kızıldeniz ve Akdeniz arasındaki sıcaklık farkının da azaldığını söyleyen Gökoğlu, egzotik türler için uygun ortamın oluştuğunu ve göçün başladığını ifade etti.
Bu yeni türlerin sadece Akdeniz’le sınırlı kalmadığını, Ege ve Marmara’ya da ulaştığını belirten Prof. Dr. Gökoğlu, Marmara’da Kızıldeniz göçmeni ‘domuz balığı’ ile Akdeniz kökenli orfoz ve plaka gridası gibi türlerin tespit edildiğini söyledi. Bu durumun Marmara Denizi’nin ısındığının ve Akdeniz’e ait türlerin dağılımının yukarı doğru genişlediğinin bir işareti olduğunu vurguladı. Karadeniz’de de mavi yengeç gibi egzotik türlerin görülmesinin, yeni türlerin bu bölgeye de ulaştığını gösterdiğini ekledi.
Yorum Yap