MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ YENİ YIL
MTSO Yeni yıl ilanı
Prof Erdal BAY
Köşe Yazarı
Prof Erdal BAY
 

KAYBEDİLMİŞ NESİLDEN KAZANILMIŞ NESİLE

ggg Yıl  2011; Yer Suriye, Sokakta arkadaşlarıyla koşturan, Oyma kapılarının önünde oyuncaklarıyla oynayan, Babalarının getireceği ekmeği heyecanla bekleyen çocuklar, daha önce hiç duymadıkları ama çok geçmeden kanıksayacakları silah sesleriyle, patlayan bombalarla, atılan roketlerle tanıştı. Muhammed, nasıl olduğunu anlamadığı bir roket saldırısında bacağını kaybetti, bir daha koşamadı... Ali, pazarda köşe başında yiyeceği meyveleri hayal ederken, atılan bombayla babasının diri diri yanışını izledi… Rana, bir sabah tanımadığı adamlar tarafından abisinin, ablasının zorla evden çıkarılıp kaçırılışıyla uyandı. Bir daha hiç haber alamadı… Savaş sadece evlerini değil hayatlarını da yıktı… Savaş çocukları aç bıraktı. Suriyeli küçük bir çocuk tabutun içinde kendini tasvir eden bir resim çizdi. Resmin yanına yazdığı vasiyetinde; “Bu benim vasiyetimdir. Canım annecim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ’O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ’Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık Cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de Cennette yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim" dedi…   Artık, kendi vatanında yaşayamaz oldu çocuklar, göç zamanı gelmişti. Savaştan aileleriyle kaçmak zorunda kaldılar... Çocukluklarını, anılarını, koşturdukları sokakları, yuvalarını bıraktılar, birkaç parça eşya ile yollara düştüler. Rula el Farah, “O geceye dair sadece 3 şey hatırlıyorum: Çok karanlıktı, yanımda oyuncak bebeğim vardı ve annemle babam sürekli “Daha hızlı, daha hızlı yürüyün çocuklar” diyordu. Gece boyu korkuyla yürüdük ve sabah Türkiye’deydik.” diyordu. Aylan bebek bu yolculukta boğuldu… Bu çocuklar, aç kaldılar, yetim kaldılar öksüz kaldılar ama en acısı vatansız kaldılar…   *** İbrahim de ailesiyle Gaziantep’e yerleşmişti. Gazianteplilerin ve Gaziantep’i yönetenlerin mükemmel ev sahipliği ile tanıştı. Ama o akranlarının okula gidiş gelişlerini izledi hep sessizce… Bir gün ona sihirli değneğin olsa neyi değiştirirsin dediler. Yutkundu, sustu… İki dileğim var dedi. İlki babamın dönmesi. İkincisi yeniden okula başlamak. Ne güzel demiş Mevlana…. “Senin dert saydığını nimet sayanlar var!” Bir yandan okuldan kaçmak isteyenler diğer yandan savaşın içinde en önemli isteklerinden biri okula gitmek olanlar… Savaşın asıl kaybedenleri çocuklardı…     *** Cafer savaştan sonra rüyasında hep canavarlar, hep karanlık yerler görür olmuştu. Ama bir gün güzel bir rüya gördü… Bütün dünyada muhtaç insanlara yardım eden bir kahraman… Bu rüyadan sonra bir el uzandı bu çocuklara. Koruyan, kollayan, doyuran, kendi çocukları olarak gören Türk Devletinin eli. Savaşın sebepleri, sonuçları tartışılır elbette… Ama çocuklar tarafından bakıldığı zaman, bu çocuklar okullara devam etmeliydi. UNICEF’e göre savaş vb durumlarda öğrenimlerine devam edemeyen çocuklar “kayıp nesil” olarak tanımlanıyordu. Türk Devleti hiçbir devletin yapamaya cesaret edemeyeceği projeler geliştirdi. Gaziantep’te yaşamaya devam eden Suriyeli Sana,  Serpil DENİZ öğretmen sayesinde TUBİTAK ortaöğretim yarışmasında önce bölge birincisi sonra Türkiye ikincisi seçildi ve ödül aldı. Bu ödül göç ve entegrasyon bağlamında dünyada örneği olmayan müthiş bir başarı öyküsünün adıydı aslında… Abdülmalik Seyfi; savaşta yıkılan binaların altında kalanlara yardım edecek kurtarma ekibi robotu hayal etti ve geliştirmeye başladı... Abdurrahman El Savas, kimliği Suriye’de kaldığı için okula kayıt olamıyordu. Müdür Ali çocuğun gözyaşlarına dayanamadı ve tamam “misafir olarak derslere” katıl dedi. Karne günü geldiğinde karne alamayacağı için çok üzgündü. Ama öğretmenleri karneyi kendi elleriyle hazırlayarak ona sürpriz yaptı. Türk Devleti kayıp nesilleri kazanılmış nesillere dönüştürme yolunda nice canları hayata döndürdü…   PIKTES projesi ve öğretmenleri… Türk Devleti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanan projelerden biri “Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi olan PIKTES’ti. Mesleğe yeni adım atacak olan öğretmen adaylarına, Suriyeli çocuklara öğretmenlik yapar mısınız dediler? Çocukların yaralarına şifa olmaya gönüllü öğretmenlerimiz hiç düşünmeden kabul ettiler. KPSS puanı, mülakat ve güvenlik soruşturması yapılarak görevlerine başladılar. Adanmışlık düzeyinde, fedakârlık ederek Suriyeli çocukların yıkılmış hayatlarını tekrar kazanmaları için savaştılar. O çocuklarla ağlayıp, o çocuklarla güldüler… Bu öğretmenler hiçbir eğitim sürecinde kazanılmayacak deneyimlere sahip olmuşlardı. 2021 yılı sonunda bu projenin sonlanması ve bu öğretmenlerin görevlerine son verilmesi planlandı. Yıllardır bu zorlu görevi yapan PIKTES öğretmenlerinin kadroya geçmeleri de haklarıydı. PIKTES muazzam bir başarı öyküsüydü ve öğretmenlerde bu öykünün asıl kahramanlarıydı.   *** Ez cümle; Allah anamın da sürekli dediği gibi “kim olursa olsun kimseyi gördüğü günden geri koymasın”…
Ekleme Tarihi: 29 Aralık 2020 - Salı

KAYBEDİLMİŞ NESİLDEN KAZANILMIŞ NESİLE

Yıl  2011;

Yer Suriye,

Sokakta arkadaşlarıyla koşturan,

Oyma kapılarının önünde oyuncaklarıyla oynayan,

Babalarının getireceği ekmeği heyecanla bekleyen çocuklar,

daha önce hiç duymadıkları ama çok geçmeden kanıksayacakları silah sesleriyle, patlayan bombalarla, atılan roketlerle tanıştı.

Muhammed, nasıl olduğunu anlamadığı bir roket saldırısında bacağını kaybetti, bir daha koşamadı...

Ali, pazarda köşe başında yiyeceği meyveleri hayal ederken, atılan bombayla babasının diri diri yanışını izledi…

Rana, bir sabah tanımadığı adamlar tarafından abisinin, ablasının zorla evden çıkarılıp kaçırılışıyla uyandı. Bir daha hiç haber alamadı…

Savaş sadece evlerini değil hayatlarını da yıktı…

Savaş çocukları aç bıraktı.

Suriyeli küçük bir çocuk tabutun içinde kendini tasvir eden bir resim çizdi. Resmin yanına yazdığı vasiyetinde;

Bu benim vasiyetimdir. Canım annecim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ’O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ’Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık Cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de Cennette yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim" dedi…

 

Artık, kendi vatanında yaşayamaz oldu çocuklar, göç zamanı gelmişti.

Savaştan aileleriyle kaçmak zorunda kaldılar...

Çocukluklarını, anılarını, koşturdukları sokakları, yuvalarını bıraktılar, birkaç parça eşya ile yollara düştüler.

Rula el Farah, “O geceye dair sadece 3 şey hatırlıyorum: Çok karanlıktı, yanımda oyuncak bebeğim vardı ve annemle babam sürekli “Daha hızlı, daha hızlı yürüyün çocuklar” diyordu. Gece boyu korkuyla yürüdük ve sabah Türkiye’deydik.” diyordu.

Aylan bebek bu yolculukta boğuldu…

Bu çocuklar, aç kaldılar, yetim kaldılar öksüz kaldılar ama en acısı vatansız kaldılar…

 

***

İbrahim de ailesiyle Gaziantep’e yerleşmişti.

Gazianteplilerin ve Gaziantep’i yönetenlerin mükemmel ev sahipliği ile tanıştı.

Ama o akranlarının okula gidiş gelişlerini izledi hep sessizce…

Bir gün ona sihirli değneğin olsa neyi değiştirirsin dediler.

Yutkundu, sustu… İki dileğim var dedi.

İlki babamın dönmesi.

İkincisi yeniden okula başlamak.

Ne güzel demiş Mevlana…. “Senin dert saydığını nimet sayanlar var!”

Bir yandan okuldan kaçmak isteyenler diğer yandan savaşın içinde en önemli isteklerinden biri okula gitmek olanlar…

Savaşın asıl kaybedenleri çocuklardı…

 

 

***

Cafer savaştan sonra rüyasında hep canavarlar, hep karanlık yerler görür olmuştu.

Ama bir gün güzel bir rüya gördü…

Bütün dünyada muhtaç insanlara yardım eden bir kahraman…

Bu rüyadan sonra bir el uzandı bu çocuklara.

Koruyan, kollayan, doyuran, kendi çocukları olarak gören Türk Devletinin eli.

Savaşın sebepleri, sonuçları tartışılır elbette…

Ama çocuklar tarafından bakıldığı zaman, bu çocuklar okullara devam etmeliydi.

UNICEF’e göre savaş vb durumlarda öğrenimlerine devam edemeyen çocuklar “kayıp nesil” olarak tanımlanıyordu.

Türk Devleti hiçbir devletin yapamaya cesaret edemeyeceği projeler geliştirdi.

Gaziantep’te yaşamaya devam eden Suriyeli Sana,  Serpil DENİZ öğretmen sayesinde TUBİTAK ortaöğretim yarışmasında önce bölge birincisi sonra Türkiye ikincisi seçildi ve ödül aldı.

Bu ödül göç ve entegrasyon bağlamında dünyada örneği olmayan müthiş bir başarı öyküsünün adıydı aslında…

Abdülmalik Seyfi; savaşta yıkılan binaların altında kalanlara yardım edecek kurtarma ekibi robotu hayal etti ve geliştirmeye başladı...

Abdurrahman El Savas, kimliği Suriye’de kaldığı için okula kayıt olamıyordu.

Müdür Ali çocuğun gözyaşlarına dayanamadı ve tamam “misafir olarak derslere” katıl dedi. Karne günü geldiğinde karne alamayacağı için çok üzgündü.

Ama öğretmenleri karneyi kendi elleriyle hazırlayarak ona sürpriz yaptı.

Türk Devleti kayıp nesilleri kazanılmış nesillere dönüştürme yolunda nice canları hayata döndürdü…

 

PIKTES projesi ve öğretmenleri…

Türk Devleti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından uygulanan projelerden biri “Suriyeli Çocukların Türk Eğitim Sistemine Entegrasyonunun Desteklenmesi Projesi olan PIKTES’ti.

Mesleğe yeni adım atacak olan öğretmen adaylarına, Suriyeli çocuklara öğretmenlik yapar mısınız dediler?

Çocukların yaralarına şifa olmaya gönüllü öğretmenlerimiz hiç düşünmeden kabul ettiler.

KPSS puanı, mülakat ve güvenlik soruşturması yapılarak görevlerine başladılar.

Adanmışlık düzeyinde, fedakârlık ederek Suriyeli çocukların yıkılmış hayatlarını tekrar kazanmaları için savaştılar. O çocuklarla ağlayıp, o çocuklarla güldüler…

Bu öğretmenler hiçbir eğitim sürecinde kazanılmayacak deneyimlere sahip olmuşlardı.

2021 yılı sonunda bu projenin sonlanması ve bu öğretmenlerin görevlerine son verilmesi planlandı. Yıllardır bu zorlu görevi yapan PIKTES öğretmenlerinin kadroya geçmeleri de haklarıydı.

PIKTES muazzam bir başarı öyküsüydü ve öğretmenlerde bu öykünün asıl kahramanlarıydı.

 

***

Ez cümle;

Allah anamın da sürekli dediği gibi “kim olursa olsun kimseyi gördüğü günden geri koymasın”…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tarsusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.