.
İlkay Beyti TUTUCU
Köşe Yazarı
İlkay Beyti TUTUCU
 

Yeni bir Başlangıç,

Hayat yeni başlangıçlarla dolu ve her başlangıcın bir hikayesi var. Kimimiz bu başlangıçları es geçiyoruz kimimiz doya doya yaşıyoruz taa içimizde hissederek . Doğum da bir başlangıç, ölümde bir başlangıç anlayana. Okula başlamakta bitirmekte , evlenmekte boşanmakta , sevmekte sevilmekte bir başlangıç. Bu başlangıçları nasıl değerlendirdimiz hayatımızın yönünü belirliyor. 2019-2020 Eğitim öğretim yılı bugün resmen başladı. Tüm öğrencilerimizin , öğretmenlerimizin ve velilerimizin yeni öğretim yılı hayırlı uğurlu olur inşallah. Kazasız belasız bir dönem geçer inşallah. Yeni başlangıçları değerlendiremeyen bir genç neslimiz var malesef. Hayatı telefon gezmek tozmak ve karşı cins den ibaret sanan bir çoğunluk var. Çalışmayı, oturmak internette ve sosyal medyada gezmek zanneden bir amacı bir beklentisi olmayan bu genç nesil malesef geleceğimizide karartıryor. Bankadan aldığı krediyi, kredi kartındaki limiti, avans hesabı kendi parası sanan bir nesil bu. Çalışmadan kazanmayı meziyet sanan olmayan parasıyla son model telefon ,araba alıp hava atan, işyeri açıp 2 ay sonra kapatan bir nesil bu. Bu nesiller maalesef kaybedilmiş durumda. Nesilleri kazanmanın yolu Annelerde, inançlı çalışkan nesiller yetiştirmek için anneleri iyi yetiştirmek gerekli. Kaybedilmiş nesildeki anne adaylarının da bu bilinç ile sivil toplum kuruluşları, devlet kurumları vasıtasıyla eğitime özendirilmeleri gerekli ki çocukları topluma millete vatana ümmete faydalı nesiller olarak yetişebilsin. Öğretmenlerimiz, din görevlerimiz yüksek puanlarla eğitim kurumlarına girmeli , psikolojik ve karakter testlerinden geçtikten sonra mezun olmalı ve çalışmasa dahi maaşa bağlanmalı. En yüksek maaşı bu insanlara vermeliyiz ki insan yetiştirmek dışında bir şey düşünmesinler. Bilgi günümüzün en değerli donesi olmasına rağmen ülkemizde malesef popüler kültür hakim. Çoğu televizyon kanalı, çoğu dizi ve eğlence programı insan beynini uyuşturup ,ahlaki kültürel değerlerimizi hiçe sayarak dejenarasyona sebep oluyor .Bunu engellemek mümkün mü? Geri dönülmez noktamıyız ? Bence evet. Ne devlet kurumların ne hükümetin, ne muhalefetin ne de sivil toplum kuruluşlarının bunu engelleyecek bir planı bir vizyonu yok. Herkes üç maymunu oynuyor. Herkes birini bekliyor veya sorumlu tutuyor. Eğitim konusunda, dini oterite konusunda, kurumların siyasallaşmaması konusunda milli bir mutabakat lazım ama maalesef birlik olamıyoruz. Allah sonumuzu hayreylesin çünkü Allaha kaldı işimiz. Böyle düşünen birçok yetişmiş eleman ve okumuş kültürlü kesim alternatif ülke arayışında veya ülkeyi terketmiş durumda. Kendilerinin ve çocuklarının daha huzurlu daha güvenli bir ortamda yetişmesini isteyen bu kesimi ikna etmenin yolları belli. Hırsızı , katili, zorbayı, yankesiyici, sahtekarı, çocuk kadın tacizcilerini, dolandırıcıları durduracak bir sistemin hakim olması ama malesef yok. Doğru ve namuslu vatandaş kanundan, kanun güçlerinden çekiniyor. Diğer kesimin polisten savcıdan hakimden devletten korkusu çekinmesi malesef yok. Vergisini SGK sını doğru ve zamanında verenin enayi yerine konduğu bir görüşün hakim olduğu bir zaman dilimindeyiz. Cezaların caydırıcılıktan uzak olduğu güçlü olanın haklı olduğu bir düzenden hukukun üstün olduğu liyakatın öne çıktığı bilginin, insanın, saygının öne çıktığı bir toplum düzenine geçmek umuduyla.
Ekleme Tarihi: 11 Kasım 2020 - Çarşamba

Yeni bir Başlangıç,

Hayat yeni başlangıçlarla dolu ve her başlangıcın bir hikayesi var. Kimimiz bu başlangıçları es geçiyoruz kimimiz doya doya yaşıyoruz taa içimizde hissederek .

Doğum da bir başlangıç, ölümde bir başlangıç anlayana. Okula başlamakta bitirmekte , evlenmekte boşanmakta , sevmekte sevilmekte bir başlangıç. Bu başlangıçları nasıl değerlendirdimiz hayatımızın yönünü belirliyor.
2019-2020 Eğitim öğretim yılı bugün resmen başladı. Tüm öğrencilerimizin , öğretmenlerimizin ve velilerimizin yeni öğretim yılı hayırlı uğurlu olur inşallah. Kazasız belasız bir dönem geçer inşallah.

Yeni başlangıçları değerlendiremeyen bir genç neslimiz var malesef. Hayatı telefon gezmek tozmak ve karşı cins den ibaret sanan bir çoğunluk var. Çalışmayı, oturmak internette ve sosyal medyada gezmek zanneden bir amacı bir beklentisi olmayan bu genç nesil malesef geleceğimizide karartıryor.

Bankadan aldığı krediyi, kredi kartındaki limiti, avans hesabı kendi parası sanan bir nesil bu. Çalışmadan kazanmayı meziyet sanan olmayan parasıyla son model telefon ,araba alıp hava atan, işyeri açıp 2 ay sonra kapatan bir nesil bu. Bu nesiller maalesef kaybedilmiş durumda.

Nesilleri kazanmanın yolu Annelerde, inançlı çalışkan nesiller yetiştirmek için anneleri iyi yetiştirmek gerekli. Kaybedilmiş nesildeki anne adaylarının da bu bilinç ile sivil toplum kuruluşları, devlet kurumları vasıtasıyla eğitime özendirilmeleri gerekli ki çocukları topluma millete vatana ümmete faydalı nesiller olarak yetişebilsin.

Öğretmenlerimiz, din görevlerimiz yüksek puanlarla eğitim kurumlarına girmeli , psikolojik ve karakter testlerinden geçtikten sonra mezun olmalı ve çalışmasa dahi maaşa bağlanmalı. En yüksek maaşı bu insanlara vermeliyiz ki insan yetiştirmek dışında bir şey düşünmesinler.

Bilgi günümüzün en değerli donesi olmasına rağmen ülkemizde malesef popüler kültür hakim. Çoğu televizyon kanalı, çoğu dizi ve eğlence programı insan beynini uyuşturup ,ahlaki kültürel değerlerimizi hiçe sayarak dejenarasyona sebep oluyor .Bunu engellemek mümkün mü? Geri dönülmez noktamıyız ? Bence evet. Ne devlet kurumların ne hükümetin, ne muhalefetin ne de sivil toplum kuruluşlarının bunu engelleyecek bir planı bir vizyonu yok. Herkes üç maymunu oynuyor. Herkes birini bekliyor veya sorumlu tutuyor. Eğitim konusunda, dini oterite konusunda, kurumların siyasallaşmaması konusunda milli bir mutabakat lazım ama maalesef birlik olamıyoruz.

Allah sonumuzu hayreylesin çünkü Allaha kaldı işimiz.

Böyle düşünen birçok yetişmiş eleman ve okumuş kültürlü kesim alternatif ülke arayışında veya ülkeyi terketmiş durumda. Kendilerinin ve çocuklarının daha huzurlu daha güvenli bir ortamda yetişmesini isteyen bu kesimi ikna etmenin yolları belli. Hırsızı , katili, zorbayı, yankesiyici, sahtekarı, çocuk kadın tacizcilerini, dolandırıcıları durduracak bir sistemin hakim olması ama malesef yok. Doğru ve namuslu vatandaş kanundan, kanun güçlerinden çekiniyor. Diğer kesimin polisten savcıdan hakimden devletten korkusu çekinmesi malesef yok. Vergisini SGK sını doğru ve zamanında verenin enayi yerine konduğu bir görüşün hakim olduğu bir zaman dilimindeyiz. Cezaların caydırıcılıktan uzak olduğu güçlü olanın haklı olduğu bir düzenden hukukun üstün olduğu liyakatın öne çıktığı bilginin, insanın, saygının öne çıktığı bir toplum düzenine geçmek umuduyla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve tarsusgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.