TCMB Başkanı Fatih Karahan, jeopolitik gelişmelerin enflasyon üzerindeki etkilerini değerlendirdi ve katılım finans sektörünün önemine dikkat çekti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, küresel jeopolitik gelişmelerin ve artan enerji fiyatlarının dezenflasyon sürecini etkilemesine rağmen, fiyat istikrarını sağlama kararlılıklarının devam ettiğini bildirdi. Karahan, Nisan ayı enflasyon verilerinde savaşın etkilerini net bir biçimde gördüklerini ve enerji kaynaklı baskıların kısa vadede süreceğini belirtti. Ancak, sıkı para politikası duruşuyla enflasyonda gözlenen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceklerini vurguladı.
Başkan Karahan, küresel ekonominin jeopolitik belirsizliklerle şekillendiği bu dönemde, özellikle enerji fiyatlarındaki artışların dünya genelinde enflasyonu olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu gelişmelerin Türkiye’nin enflasyon ve dış denge görünümü üzerinde de hissedildiğini kaydetti. TCMB’nin temel önceliğinin fiyat istikrarını sağlamak olduğunu hatırlattı.
Fatih Karahan, son dönemdeki jeopolitik gelişmelerin ham petrol ve doğal gaz fiyatlarında belirgin artışlara neden olduğunu, bu fiyatların savaş öncesi seviyelerin üzerinde seyrettiğini aktardı. Enerji ve tarımsal emtia fiyatlarındaki yükselişlerin küresel enflasyonu olumsuz etkilediğini, özellikle enerji ithalatçısı ülkeler üzerindeki maliyet baskısını artırdığını söyledi. Türkiye’de Nisan ayında yıllık enflasyonun yüzde 32,4 olduğunu, bu veride küresel gelişmelerin yansımalarını gördüklerini belirtti.
Mayıs 2024’te ulaşılan zirveye kıyasla dezenflasyonda önemli mesafe katedilmesine rağmen, enflasyonun halen yüksek seyrettiğini dile getirdi. Özellikle Nisan ayında enerji fiyatlarındaki gelişmelerin, gıda ve giyim fiyatlarındaki artışlarla birleşerek piyasa beklentilerinin üzerinde bir enflasyona yol açtığını açıkladı. Karahan, sıkı para politikası sayesinde enflasyonda gözlenen bozulmanın orta vadeli görünümü bozmasına izin vermeyeceklerini yineledi.
TCMB Başkanı, yılın ilk dört ayında temel mal ve hizmet gruplarında dezenflasyon eğiliminin yavaşlayarak devam ettiğini kaydetti. Buna karşın gıda ve enerji gruplarının enflasyonu yukarı yönlü etkileyen ana kalemler olduğunu ifade etti. Akaryakıt fiyatlarındaki gelişmelerin ulaştırma hizmetlerindeki fiyat artışlarını güçlü tuttuğunu, ancak para politikasındaki sıkı duruş sayesinde hizmet grubunda daha ılımlı bir seyir gözlemlediklerini aktardı.
Cari işlemler açığının ilk çeyrek itibarıyla tarihsel ortalamalarının altında olduğunu ve belirgin bir iyileşme sağlandığını belirten Karahan, yükselen enerji fiyatlarının cari denge üzerindeki baskıları artırdığını söyledi. Ancak gerileyen altın ithalatının cari dengeye pozitif katkı verdiğini ekledi. Karahan, cari açık üzerindeki yukarı yönlü riskler belirginleşmiş olsa da 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam edeceğini öngördüklerini bildirdi.
Fatih Karahan, Türkiye ekonomisinin uzun yıllardır süregelen yapısal meselelerinden birinin yatırımlar için yeterli tasarruf düzeyine ulaşılamaması ve kronik cari açık olduğunu vurguladı. Bu sorunun kalıcı çözümü için yurt içi tasarrufların artırılması gerektiğini, finansal sistemin derinleştirilmesinin ve kaynakların sisteme dahil edilmesinin önem taşıdığını belirtti. Bu noktada katılım finans sektörünü makroekonomik istikrar açısından önemli bir bileşen olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Katılım finans sektörünün finansal kapsayıcılığı artırarak ve tasarruf tabanını genişleterek finansal sistemin derinleşmesine katkı sunduğunu ifade etti. Ayrıca finansal sistemin farklı kesimlere erişimini artırmasının para politikası aktarım mekanizmasının etkinliği açısından da önem taşıdığını kaydetti. Bu perspektifle katılım finansın Türkiye finansal sistemi içerisindeki gelişimini ve güçlenmesini önemsediklerini dile getirdi.
TCMB Başkanı Karahan, katılım finans sektörünün büyüme temposunun yakın dönemde ivmelendiğini aktardı. Özellikle son 15 yılda Türkiye’de katılım finans sektörü hızlı bir büyüme gösterdi ve bankacılık sektörü içindeki payı yüzde 4,6’dan yüzde 9,5’e yükseldi. Halihazırda 10 katılım bankasının faaliyet gösterdiğini ve sektöre yeni girişlerin de gündemde olduğunu bildirdi. Teknolojik yeniliklerin ve dijitalleşmenin de sektörün gelişimini desteklediğini ekledi.
Katılım bankacılığının risklere karşı dayanıklı bir yapı sergilediğini, yüksek sermaye yeterliliği, güçlü aktif kalitesi ve karlılık performansının finansal istikrara katkı sunduğunu belirtti. Mart ayı itibarıyla katılım bankalarının ilgili göstergelerde sektörden olumlu ayrıştığını vurguladı. Katılım finans sektörünün finansal tasarruf araçlarını çeşitlendirerek ve finansal kapsayıcılığı artırarak finansal piyasaların gelişimine katkı verdiğini, sektörün finansman imkanlarının ağırlıklı olarak KOBİ’lere sunulduğunu dile getirdi.
Karahan, katılım finansın sunduğu ticari finansmanın bankacılık sektörü toplam ticari kredileri içerisindeki payının yüzde 7,5 seviyesindeyken, KOBİ finansmanında bu payın yaklaşık yüzde 11 seviyesinde seyrettiğini açıkladı. TCMB olarak katılım bankalarına yönelik düzenlemeler yaptıklarını, likidite araçlarını ve makroihtiyati çerçevelerini sürekli güncellediklerini söyledi. Bu süreçte katılım finansın iş modelindeki farklılıkları dikkate aldıklarını ve gerektiğinde farklılaştırmalar yaparak sektörü desteklediklerini ifade etti.
Katılım finans kuruluşlarının TCMB’nin sağladığı likidite olanaklarına erişimi için operasyonel çerçevede, sözleşmelerde ve araçlarda gerekli yeni düzenlemeleri 2010 yılından bu yana kademeli olarak uygulamaya koyduklarını belirtti. Bu çalışmaların en önemli sonuçlarından birinin, katılım finans kuruluşlarının açık piyasa işlemleri ile diğer bankalarla eşit koşullarda erişimlerinin sağlanması olduğunu vurguladı. Artan likidite fazlası nedeniyle sterilizasyon çeşitliliğinin önem kazandığını dile getirdi.
Konvansiyonel bankalar için depo ihalelerinin etkin bir şekilde kullanıldığını, katılım finans sektörüne yönelik ise alternatif araçlar geliştirdiklerini açıkladı. Bu kapsamda, Borsa İstanbul Taahhütlü İşlemler Piyasası’nda katılım esaslı repo ve ters repo pazarı işlemlerine başladıklarını bildirdi. Ayrıca, Türk Lirası karşılığında döviz alımına dayanan ters swap ihalelerini de alternatif bir sterilizasyon aracı olarak devreye aldıklarını ekledi. Böylece katılım finans ilkelerine uyumlu likidite yönetim araçları ile sterilizasyon işlemlerini etkin bir şekilde yönettiklerini söyledi.
TCMB Başkanı Karahan, önümüzdeki dönemde Türk Lirası Gecelik Katılım Referans Getiri Oranı endeksinin katılım finans ekosisteminde yeni ürün gelişimine daha fazla katkı sunmasını beklediklerini ifade etti. Katılım finans kuruluşları üzerinden kullandırılmaya başlanan ihracat reeskont finansmanı sayesinde ihracatçıların TCMB kaynaklarına erişim imkanının arttığını belirtti. Temmuz 2025’te başlayan kullandırımların hızla artarak bu yılın Nisan ayı itibarıyla günlük 176 milyon lira seviyesine ulaştığını aktardı.
Böylelikle Banka’nın, katılım finans müşterisi olan ihracatçıların TCMB kaynaklarına ve Eximbank olanaklarına daha etkin erişimini sağlayarak reel sektörü desteklediğini kaydetti. Katılım finans kuruluşlarının sektör içindeki rekabet gücünün arttığını, gecelik getiri oranlarına benzer şekilde mevduat kar payı oranlarının da zamanla bankacılık sektörünün mevduat faizlerine yakınsadığını anlattı. Likidite yönetimi ve iş modeli farklılıklarının da etkisiyle açılan getiri farklarındaki ayrışmanın büyük oranda daraldığını bildirdi.
Karahan, katılım finansın artan rekabet gücünün kredi büyüme oranlarına da yansıdığını belirterek, “Son dönemde katılım finans kuruluşlarının kredi büyüme ivmesi mevduat bankalarının üzerine çıkmıştır. 2024 Nisan’da katılım finans kuruluşlarının 3 aylık yıllıklandırılmış kredi büyümesi diğer bankaların 17 puan gerisindeyken, 2026 Nisan’da 4 puan üzerine yükseldi.” ifadesini kullandı. Katılım finans kuruluşlarının yurt dışı finansmana erişiminin iyileştiğine işaret eden Karahan, dezenflasyon süreciyle ülkenin makrofinansal istikrarının güçlendiğini, bu eğilimden rekabet gücü artan katılım bankacılığının da faydalandığını vurguladı.
Fatih Karahan, Türkiye’nin yüksek büyüme potansiyeli, düşük borçluluk düzeyi ve iyileşen makrofinansal istikrarına dikkat çekti. Dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasıyla finans sektörünün ülke ekonomisine artan bir katkı sunacağını öngördüklerini belirtti. Katılım finansın da bu süreçte finansal derinleşmenin devam etmesi ve finans sektörünün daha geniş kesimleri kapsaması için kritik öneme sahip olduğunu değerlendirdiklerini ifade etti. Bu nedenle katılım finans kuruluşlarının sektörün geri kalanı ile olabildiğince eşit düzeyde rekabet etmesini sağlayacak şartları oluşturmaya çalıştıklarını söyledi. TCMB’nin katılım finans sektörünün paydaşları ile düzenli olarak buluştuğunu, önerilerini ve sorunlarını yakından takip ettiğini kaydetti.
Yorum Yap