İklim değişikliği ile mücadelede en büyük rol temiz enerjide

muğla sıtkı koçman üniversitesi çevre araştırma ve uygulama merkez müdürü doç. dr. ahmet demirak, çevre ve şehircilik bakanlığında iklim değişikliği dairesi başkanlığı kurulması talimatının verilmesinin önemli olduğunu belirterek, “ayrıca sosyologların, psikologların hatta ilahiyatçıların da görev alabileceği, direkt hükümete bağlı bir iklim enstitüsünün kurulmasının da doğru stratejilerin üretilmesinde, doğru çalışmaların tek elden yürütülmesinde türkiye’ye büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Doç. Dr. Ahmet Demirak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığında İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı kurulması talimatının verilmesinin önemli olduğunu belirterek, “Ayrıca sosyologların, psikologların hatta ilahiyatçıların da görev alabileceği, direkt hükümete bağlı bir iklim enstitüsünün kurulmasının da doğru stratejilerin üretilmesinde, doğru çalışmaların tek elden yürütülmesinde Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum” dedi.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını, ulaşımdan eğitime, çalışma yaşamından insanlığın gündelik alışkanlıklarına kadar pek çok konuda taşları yerinden oynattı. Ülkeler pandeminin sağlığa ve ekonomiye etkileriyle mücadele ederken, bir yandan da salgın sonrasında enerji politikaları açısından nasıl bir dünya düzenine geçilmesi gerektiği konusu tartışılıyor. Uluslararası kuruluşlar, ekonomik iyileştirme programlarının iklim hedeflerinin uyumlu yürütülmesi için hükümetlere ‘temiz enerji’ye geçişin hızlandırılması çağrısı yapıyor. Dünya gündeminin önemli başlıklarından birini oluşturan enerji politikaları, düşük karbonlu ve sürdürülebilir bir geleceğe geçişte kilit bir noktada bulunuyor.

“Durdurmak için gecikmeyelim”

“Bu bilim kurgu değil, dünya yeni bir gerçekle yüz yüze geldi. İklim değişikliği senaryoları da gözden geçiriliyor ve yeni paradigmalar gelişiyor” diyen Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Doç. Dr. Ahmet Demirak, pandeminin toplumun hızlı ve kararlı bir şekilde hareket etmesinin ne kadar önemli olduğunu kanıtladığını belirtti. Demirak, “Covid19 gibi hızlı hareket eden felaketler ile iklim değişikliği gibi yavaş hareket eden ve etkileri hemen fark edilmeyen felaketler arasında çeşitli paralellikler var. Aslında iki olayda da ilke aynı. Eğer etkiyi görene kadar beklerseniz, durdurmak için çok geç kalırsınız. İklim ile ilgili şeyler onlarca yıl alırken, korona virüs için ise sadece günler söz konusu. Ancak dünya, her iki soruna da aynı bakış açısıyla yaklaşmalıdır” ifadelerini kullandı.

“Dünyanın önünde iki seçenek var”

Demirak, “Ülkeler ya yenilenebilir enerji ve düşük karbon teknolojilerine yatırımlarını arttırarak, iklim dostu politikalardan ödün vermeden, sosyal işbirliği duygusu içinde küresel ısınmayı 1.5 derece ile sınırlandırmak için çaba gösterecek ya da krizden sonra ekonomilerini canlandırmak için fosil yakıtlara yönelecek. Eğer ikincisi tercih edilirse küresel ısınma yüzyılın sonunda 3 ila 5 derece artabilir” diye konuştu.

Nükleerin yenilenebilir enerjiyi tamamlaması önemli

Olumsuz senaryoların gerçekleşmemesi için Covid-19 salgınından sonra iklim krizi ile mücadelede oluşturulacak eylemlerin küresel ve yerel anlamda karşılık bulmasının büyük önem taşıyacağını vurgulayan Demirak, Türkiye’deki durumu ise şöyle anlattı:

“Salgının olumsuz etkilerinin ekonomik büyümeden ödün vermeden, istihdam kapasitesini geliştirerek azaltılabileceği yönündeki veriler mevcut. Türkiye’nin de bu fırsatları yakalayabilmesi için düşük karbonlu enerji dönüşümü alanlarını önceliklendirmesi gerekiyor. İklim değişikliğinden en çok etkilenen Akdeniz ülkelerinden Türkiye, son 18 yılda elektrikte ortalama yüzde 5 talep artışıyla OECD ülkeleri arasında ikinci sırada yer alıyor. Enerji ihtiyacının karşılanması için yapılan yatırımlarda son yıllarda en büyük payı yenilenebilir enerji kaynakları alıyor. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde dünyada 13’üncü, Avrupa’da altıncı sırada yer alıyoruz. Ancak hala talebi karşılayacak düzeyde elektriğimiz yok. İstikrarlı ve sürdürülebilir kalkınma için hava koşullarına bağlı güneş ve rüzgâr gibi yenilebilir enerji kaynaklarıyla çalışan santrallerine sahip olmak yeterli değildir. Ülkenin yılın her mevsiminde 7/24 kullanılabilecek veya baz yükü karşılayacak enerji kaynağına ihtiyacı vardır. Bu, Türkiye gibi sanayisi ve ekonomisi hızla büyüyen bir ülke için kritik öneme sahiptir. Ve bizim nükleer enerji gibi düşük emisyona sahip, enerji arzının güvenliğini sağlayan sürdürülebilir enerji santrallerine ihtiyacımız var. Akkuyu Nükleer Santrali’nde inşaat hızla ilerliyor. Devreye alındığında yılda 35 milyar kilowatsaatlik temiz enerji üretme kapasitesine sahip güçlü bir enerji temiz enerji santraline sahip olacağız. Ayrıca unutmayalım ki, nükleer güç santraller, ulusal ve bölgesel düzeyde ekonomik büyüme ve binlerce kişiye istihdam sağlayan çok büyük bir altyapı tesisleridir. İstihdam ülkemizde gündemin ilk sıralarındaki konulardan biri olması nedeniyle özellikle önemlidir.”

Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadele

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Klimatolog ve Meteorolog Prof. Dr. Murat Türkeş, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak yıllık ortalama sıcaklıkların ve maksimum sıcaklık göstergelerinin 21. yüzyılın sonunda önemli ölçüde artacağını belirtti. Prof. Dr. Türkeş, iklim değişikliğinin sebep olabilecekleri ile ilgili ise şunları söyledi:

“Türkiye gelecekte, hem sıcak hava dalgaları ve kuraklıklardan hem de şiddetli ve aşırı yağış olayları ile gök gürültülü fırtınalar, hortum gibi olayları ve bunların çeşitli afet boyutlarındaki sonuçlarından günümüze oranla daha fazla etkilenebilecektir. Doğu Akdeniz’de 21. yüzyılın sonuna doğru özellikle yarı kurak alanlarda azalan yağışlar ve artan sıcaklıkların birleşik etkisine ve frekansı artış gösteren aşırı hava/iklim olaylarına bağlı olarak tarım, turizm ve enerji başta olmak üzere birçok sektör olumsuz etkilenecektir.”

Türkeş’in sözleri, Türkiye’de durumun vahametini ortaya koyarken, Doç. Dr. Demirak, mücadelede atılması gereken adımlarla ilgili görüşlerini ise şöyle aktardı:

“İklim tehdidini doğru algılamalı ve doğru çözümler üretmeliyiz. Ulusal politikalar ve eylem planları geliştirmeliyiz. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda İklim Değişikliği Dairesi Başkanlığı kurulma talimatının verilmesi önemlidir. Ayrıca sosyologların, psikologların hatta ilahiyatçıların da görev alabileceği, direkt hükümete bağlı bir iklim enstitüsünün kurulmasının da doğru stratejilerin üretilmesinde, doğru çalışmaların tek elden yürütülmesinde Türkiye’ye büyük katkı sağlayacağını düşünüyorum. İklim değişikliğiyle başa çıkmak için bu dönemde sosyal bilimcilere daha fazla ihtiyacımız var. Bu uzmanlar, bireysel olarak herkese düşen rollerin aktarılması, bu sorumluluğun paylaşılmasında önemli role sahip olabilir. Temiz enerji sistemine geçiş için, yüksek ve güvenilir enerji arzı potansiyeline sahip en önemli temiz enerji kaynaklarından biri olan nükleer enerji farkındalığının arttırılması, kamuoyuna iklim değişikliğinin çevresel etkileri ve mevcut riskler hakkında doğru bilgilerin aktarılması ve kamuoyunun desteği için de bu uzmanlara ihtiyaç var.”

Benzer Haberler
Name
Price
%+/-
BP
388.65
+0.58
Royal Ba...
318.25
+0.32
Inmarsat
214.19
-0.43
Döviz Kuru
BIST
1124
USD/EUR
1,1623
ABD Doları
0,85624
Euro
9,0656
İngiliz Sterlini
9,9103
Japon Yeni
7,4053
Rus Rublesi
1,9919
SA Riyali
1,8616
Altın
0,85624
En Son Yorumlar